KENDİME SANAL BİR TOKAT │ Sosyal Medya Bağımlılığı

     KENDİME SANAL BİR TOKAT / Sosyal Medya Bağımlılığı     

Dünkü "instagram" paylaşımımı sabitlemek adına bir yazı yazmak istedim.
Hayatımızın çoğunu kapsayan telefonlar ve sosyal medya platformları farkında olmadan günlük hayatımızı, işimizi hatta insan ilişkilerimizi etkiliyor. Belki de en çok onu etkiliyor. Karşılıklı sohbet etmek yerine herkes kafasını elindeki küçük dünyasına gömüyor.

Bende, yaklaşık "1" yıldır aza indirmek için çaba sarf ettiğim bu bağımlılıktan bahsedeceğim.

Sosyal Medya Bağımlılığı

Çok vakit harcadığım bu mecra ile arama biraz mesafe koyma vakti gelmişti.
Hayatımın %90'nını ele geçirdiğini far kedince kendime "sanal" bir tokat attım. Mutfakta çalışırken bile elim hep o telefondaydı. Evden çalıştığım zamanda ise telefondan vakit kalırsa işime yoğunlaşabiliyordum.

Tek bir örnekle durumu özetlemek gerekirse: Bilgisayar başına geçtiğim ya da evde işimin olduğu herhangi bir gün. Telefon her zaman olduğu gibi yanı başımda. 30 saniyede bir kontrol ediyorum ve bunu farkında olmadan yapıyorum.
Telefonu eline al, hesaplara gir, kontrolleri yap, gezintiye çık telefonu kapat. Bu döngü ben o işi bitirene kadar devam ediyor ve 20 dakikalık iş oluyor 2 saat.
Zamanımın çoğunu bu sanal dünyaya verdiğim için geriye kalanlar için vaktimin yetmediğinden şikayet ediyorum üstelik.

Zaman zaman sosyal medya detoksu yaptığımda oldu, aşırı iyi geldiğinin garantisini verebilirim.
İnsanlarla paylaşım yapmak, geri dönüş almak inanılmaz hoşuma gidiyor. Bunu asla inkar etmiyorum. Ancak... Paylaşım dozunu ve geçirdiğim süreyi abartınca bir şeylerin ters gittiğini anladım.

Hayatımın tümünü kapsaması çok kötü. Düşüncesi bile rahatsız edici ve ben bu sanal dünyada çok fazla zaman harcıyorum.
Üstelik paylaşımlarımın etkileşim almaması, emeklerimin boşa gittiği düşüncesi de farklı bir batağa sürüklüyor ve bunun için daha çok zaman harcıyorum. Maalesef çevremizdeki insanların fikirlerini önemsiyoruz, bu dozundaysa zararı yok ama kontrolden çıktıysa durum kötü. Tek bir beğeni sanki hayatımızı şekillendirecekmiş gibi davranmaktan söz ediyorum. Bir Bloggersınız ya da sosyal medya temalı bir işiniz var beğenilerin önemi büyük elbette. Verdiğiniz emeklerin karşılığında beğeni sayınız az ise size gelecek iş sayısı da olabildiğine küçülüyor, hatta yok oluyor. Hatta paylaşımlarınızda yok oluyor, görünmüyorsunuz.
Kitabımı okuyamıyorum, yazımı yazamıyorum, işimi bitiremiyorum, resim çizemiyorum, temizliğimi tam zamanında bitiremiyorum. Çünkü baş parmağım hep aynı yerde.
Bu da motivasyon kaybetmemizi sağlıyor. Bu konuda yapabileceğimiz pek bir şey yok.
Peki ben şimdi ne yapacağım?

Bunun bizi etkilemesine izin vermeden, işe odaklanıp, yapmamız gerekeni yapmamız gerekiyor sadece.
Sosyal medya hesabımı zamanında defalarca kez kapatmış, iki gün demeden geri döndüğüm çoktur.
Kendime alışma süreci bile tanımadım. Çünkü aklım paylaşım yapmaktan ziyade, insanların ne yaptığı ile ilgiliydi.

İnsanlar ne yapıyor?!

Bu döngü böyle devam etti. Ta ki ben kendimi frenleyene kadar.

Bitirmem gereken bir iş var ve aklım telefonda, telefonsa yanımda. Elimin telefona gittiğini fark ettiğim anda kendimi durduruyorum. "İndir o elini Ause!"
Çabalaya çabalaya sosyal medya kullanım süresini aza indirdiğimi farkettim. Instagram'da bu süreyi takip edebiliyorsunuz. Eskiye oranla şimdiki durum daha iyi. Ancak bu seferde paylaşımlar dizisi aklımı karıştırdı.

Çok paylaşım!

O kadar çok paylaşım yapıyorum ki (hikaye bölümünde) asıl odaklanılması gereken durum geri planda kalıyor, silinip gidiyor. Bitmek bilmeyen bir durum paylaşımı söz konusu.
Aza inmiş hali bile çok.
Ben de şuna karar verdim.
Haftanın belli günü ya da belli saatleri sadece selam vermek, haber vermek, duyuru yapmak için paylaşım yapayım. Başkaları ile ilgili duyuru yapmam gerekiyorsa onu yapayım. Sadece hayatımın tümünü hikayelere yansıtmayı bırakıyorum.
Hayatımdan çıkaramıyorum çünkü Blogum var, blog duyuruları içinse bir platform gerekli. Her şey dozunda olsun ve buna bir sistem kuralım.
"KENDİME" ayırdığım zamanı çoğaltıp, sosyal medya ile olan zamanı aza indiriyorum. Yani, her şey tersine ve olması gerektiği haline dönüyor.



Instagram : @auseblog

auseblog@gmail.com

Okuduğunuz için teşekkür ederim.

Sevgiler, Ause

Yorum Gönder

4 Yorumlar

  1. O kadar kendimi bulduğum bir yazı oldu ki canımın içi... Eskiden ben de çok fazla sosyal medya detoksu yapardım ancak şimdi mümkün olmuyor. OLmasına ben izin vermiyorum onu fark ettim. Bazı günler uyanıyorum telefonu elimden bırakamıyorum sonra diyorum ki "ee hani ben kitap okuyacaktım" Aydınlandııı! Sonra hemen kahvemi yapıp kitabıma başlıyorum ancak bir saat geçmiş bile! Zaman kıymetli ve bize verilen en değerli hazine! Değerlendiremiyorsak bir problem var! O problem de çoğunlukla sosyal medya oluyor. Emeğine sağlık harika bir post olmuş kuzum :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. ne güzel söyledin kuzum zaman en değerli hazine. Bunun kaybını en çok sosyal medyada yaşıyoruz. Çok teşekkürler canımın içi beğendiğine çok sevindim :)

      Sil
  2. Belki de hepimizin sorununu çok güzel dile getirmişsin, ben de hemen hemen aynı şeyleri yaşadım ve şuan yavaş yavaş kendime geliyorum ve sosyal medyayı az kullanmaya çalışıyorum, umarım başarırım:)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Başaracağınıza eminim:) İlk başlarda biraz zor oluyor zira sürekli elim telefon gidiyordu. Şimdi ise telefon yanımda bile değil. Bazen başka odada kalıyor ve varlığını unutuyorum. Eskiden olsa sürekli elimde olur ve dakikalarca vakit harcardım. :) Çok teşekkürler güzel yorumunuz için. <3

      Sil

Düşünceleriniz ve önerileriniz beni mutlu eder🌴 🌵 🌾 🌿